Seçmenin iradesi ile yüce Türk mahkemesi kararının algıları yarışadursun; Atatürk’ün koltuğuna aynı anda çift varis ile ortaya çıkan çift başlı CHP görünümü, başta CHP seçmeni olmak üzere tüm ülkede bir hüzün ve şaşkınlık yaratmış durumda. Tabii devlet aklı ve derin devlet komplolarına burada girmeyeceğiz yahut Amerikan-İsrail yönlendirmesi senaryoları, Türkiye’nin yalın gerçekliğinin gündemini manipüle etmekten başka bir şey değildir. Sizlerle sadece gerçekçi, akılcı ve makul analizleri paylaşmayı kendine amaç edinmiş bir yazar olarak, sadece Türkiye’yi konuşacağımızın garantisini verebilirim. Sayın Özel, bu hafta grup toplantısında yine CHP lideri kimliğiyle konuştu. Kemal Bey ise parti binasının 12. katından MYK’sını kurmuş, partisini yönetiyor. Mesele CHP içi bir mesele olmasına rağmen, Sayın Cumhurbaşkanı’nı da zaman zaman taraf yapmaya çalışma çabaları da cabası. Meseleyi bir pasta gibi düşünürsek üç dilime bölebiliriz: Bir dilim genel başkanların koltuk yarışı temsili, bir dilim seçmenin temsil hakkının tecellisinin gerçekleştiğine olan inancının temsili, bir dilim ise iktidar mücadelesi diyebiliriz. Genel başkanlar (Kemal Bey tarafı ile Özgür Bey tarafı) mücadelesine kısaca değindik ama iktidar mücadelesi temsilini biraz açmamız gerekebilir.
İktidar mücadelesi, Türk yargısının kararının kimi ne kadar etkilediği ile de ilgilidir. Cumhurbaşkanı’nın da bu davanın bir tarafı olduğu iddiası, Kemal Bey'in onu getirdiği süreç içinde geçerliliğini daha da yitirecek bir yaklaşım gibi gözüküyor. Çünkü işin içine halk dahil oldu. İnsanlar, Kemal Bey taraftarları ve Özgür Özel taraftarları olarak ikiye ayrıldı.
Kemal Bey temiz siyaset çağrısı yaparken Özgür Özel iktidar vaadiyle yandaş toplamaya devam ediyor. İleride –benim son okumam odur ki– bu dava ile ayrı parti, ayrı adaylarla yoluna devam edecek iki lider görünüyor.


