TİCARET ODASI
FIRINCILAR ODASI
GÖLCÜK BELEDİYESİ
KÖRFEZ 29 EKİM
DÜNYA Haber Girişi: 14.10.2021 - 18:49, Güncelleme: 14.10.2021 - 18:49

ÇİN ZULMÜNE KARŞI ORTAK SES OLDULAR

 

ÇİN ZULMÜNE KARŞI ORTAK SES OLDULAR

Sözlerime başlamadan önce,insanlık adına sesimize ses olmak için burada bulunan başta medya mensupları olmak üzere herkesi saygıyla selamlıyorum.
İşgalcı zalim Çin Doğu Türkistan’da 1949’dan 2016 yılına kadar türlü zulüm , baskı ve katliamlara imza attı, ama yine kana doymadı,   2014’ten beri Doğu Türkistan’ın her yerinde inşa ettiği on binlerce Toplama kampına 2016’ın sonlarından itibaren anne kucağındaki bebekten tutun 93 yaşındaki dedelerimize kadar milyonlarca Doğu Türkistanlı Müslüman Türk’ü bu devasa toplama kamplarına alarak insanlığın aklı ermediği zulüm ve işkencelere tabi tutmaktadır. ÇKP faşizmi bu uygulaması ile ana-babayı çocuklarından, çocukları ana-babasından, kardeşi kardeşten, hanımı kocasından ayırdı. Toplama kampı içindeki mezalimliği anlatmadan önce toplama kampı dışındaki insanların yaşamını anlatalım, gündüz ve akşam ÇKP propaganda şarkıları ezberleterek müslüman ve Türk Doğu Türkistan halkının beyilerini yıkamaktadır, insanlar kamu hizmeti adı altında sokak ve tarlalarda köle işçi olarak çalıştırmaktadır. Erkekleri toplama kampına alınan ailelere aile mahremyetini hiçe sayarak ,akraba aile projesi adı altında çinli erkek memurlar yerleştirilmektedir ve üçte beraber politikası uygulanmaktadır, bunlar beraber yatmak, beraber yemek, beraber çalışmak. Müslüman ve Türk kızlarımız zorla çinlilerle evlendirilmektedir. Kız evlenmeyi red ederse ailesi top yekün toplama kampına alınma sebebi olacaktır. Evlerde kur’ani kerimi bulundurmak ve okumak,seccade bulundurmak dahi yasaktır, günlük hayatta selamün eleyküm, cennet ve ALLAH sözlerini kullanmak dahi yasak hale gelmiştir. Dini nikah ve cenaze namazları yasak. İslami ve Türk mimari yapılar peyder pey yok edilmektedir. Kurani kerimler yakılmaktadır, 2017 den bu yana uluslararası resmi raporlara göre Doğu Türkistan’da16 bin tane camii yerle bir edilmiştir, geri kanların kimisi eğlence merkezine, içkili barlara çevirilmişse, kimisinin de kapılarına kilip vurulmuştur, ellerinizdeki broşörlerde 2015 ve 2019 daki gaşkar hitgah camii önündedi namaz kılan cemaatın kıyaslamasında bunu çok net görebilirsiniz, hatta Türk dünyasında çok önemli yeri olan Kaşgarlı Mahmudun heykeli yerle bir edilmiştir. Şimdi gelelim toplama kamplarına Uluslararası Af Örgütü’nün 2021 mart ayı verilerine göre 1 milyondan fazla Müslüman Türk çocuğu toplama kaplarında dininden ,ırkından, kültüründen soyutlanarak tamamen Çinli birey olarak yetiştirilmektedir. Bu çocuklar gelecekte çin’in alçak planları için canını feda edecek birer çinli asker olarak yetiştirilecektir. çin’in afganistan’da yapmak istediklerinden bunu açık bir şekilde görebilirsiniz. Örnek verecek olursak Çin’in 10 tane ajanı 2020 aralık ayında uygur çihatçı kılıfına girerek afanistanda terör eylemi gerçekleştirmeye yeltenmiştir. Çok şükür çin’in yakalanıp çine gönderildi. Yine uluslararası bağımsız araştırma kuruluşları verilerine göre 3 milyondan fazla yetişkin Uygur türkü toplama kamplrına alınmıştır. Toplama kampından kuturlan tanıkların ifdelerine göre, O toplama kaplarında insanlar hergün insanın aklı ermediği işkencelere maruz kalmaktadır.  fabrikalarda köle işçi olarak çalıştırmaktadır.  kimi insanların iç organları çalınarak helal organ adıyla çin başkenti pekinde reklamı verilerek açık bir şekilde müslüman  arap ülkelerine satılmaktadır. kimisi peyder-pey hunharca katledilmektedir, aramızdaki mağfiret kızımızın baba annesi 65 yaş olmasına rağmen o toplma kamplarında katledildi. 82 yaşındaki kurani kerimi Uygur türkçesine çeviren Muhammed Salih hocamız, 35 yaşındaki gazi üverisitesini bitirerek Duğu Türkistanda öğretmenlik yapmakta olan ekrem kardeşimiz, japonyada yüksek lisansına devam ederken çin polisleri ailesine baskı yapmasından dolayı mecbur geri dönen 30 yakışdaki kız kardeşimiz Mihray erkin, aramızda biz kuvuşmayı beklerken 65 yaşındaki emekli öğretmek Hemide annemiz, aramızdakı Nurmuhmmed kardeşimizin 70 yaşındaki babası yine o toplama toplarında hünharca katledilmiştir. Anası ,eşi ve 4 çocuğundan hiç bir haber alınamamaktadır.  Bunların sayısını çoğaltabiliriz. Toplama kamplarında İnsanlara ne olduğu bilinmeyen ilaçlar verilmekte ve iğneler yapılmaktadır. Müslüman Uygur ve Kazak kadınları  toplu kısırlaştırılmaktadır. Toplama kamplarında tutulan Türk ve Müslüman Doğu Türkistanlı kadınlar sistematik tecavüze uğramaktadır. Daha 3 evvel uluslararası medyaya bomba gibi bir haber düştü. Yani Doğu Türkistan’da 5 sene polis görevi yapan çin’li polisin itrafına göre toplama kampına alınan insanların hiçbir suçu yok, rasgele toplanmaktadır ve hergün türlü işkenceler uygulanmkta, vücutları şişene kadar dövülmektedir, işlemdiği suçları kabul ettirmek için kadın erken demeden cinsel organlarına elektirik şoku uygulanmaktadır. Bunların içinde 14 yaşındaki çocuklar da bulunmaktadır. Bütün bunlar yaşanırken ne yazıkki türk ve islam alemi sessiz. Soruyoruz, bu sessizliğinizin sebebi nedir? Allah’ın karşısına çıktığınızda ve gelecek nesillere verebilecek bir cevabımız var mı? Bir yüce bir dinin mansuplarıyız , kendimize yakışana yapalım, zulme susan tilsiz şeytandır, zulme susan zulme ortaktır. Zulmü durduramıyorsan , duyur buyurmuşlar, biz duyurduk, Allah şahimiz olsun, artık susmayı mı tercih edersiniz yoksa haykırmayı mı o sizin vicdaınıza ve imanınıza kalmış. Tüm çıplaklığıyla çin Doğu Türkistan’da bir soy kırım yapıyor. Çin’in bütün bu uygulamaları sonucunda işlediği cinayetlerin uluslararası hukuka göre Soykırım olduğu İngiltere, kanada, Hollanda, Amerika, Belçika, Litvanya, Çek Cumhuriyeti gibi 7 ülke tarafından kabul edildi. Başta ABD, Kanada, AB, Avusturalya, Japonya hükumetleri Çin’i kınamıştır ve yaptırım uygulamalarına başlamıştır. Biz buradan Çin’i tüm bu yaptıklarından dolayı kınıyor ve lanetliyoruz, ve diyoruzki, İnsanlık Çin’e teslim olmadı ve olmayacaktır.  Doğu Türkistanlılar asla teslim olmadı ve asla olmayacağız. Doğu Türkistanlılar ve onlara ses veren İnsanlık Çin’in bütün bu yaptıklarının hesabını er ya da geç Çin’e soracaktır.  Bunun için de canımızı, malımızı ve her şeyimizi ortaya koyduk , koyacağız.  Bizi izleyen, dinleyen ey kardeşlerim, ey insanlık! Bizler, “Ailem Nerede” diye haykıran ve bunu  dünyanın dört bir yanında #Millet Nöbeti çeviren  kamp mağdurları Çin’in İstanbul başkonsolosluğu önünde 10 aydır bekliyoruz ve direniyoruz. Dünyanın dört bir yanından basın kurluşları ve devlet televizyon kanalları gelip bizim çiğliğimizi duyurdu, ne yazıkki Türkiye’nin ulusal kanallarımızda bu çığlıklarımıza yer verilmedi. O yüzden  aramızdan bir grup oluşturup, Doğu Türkistan için Anadolu seferi düzenleyerek, Çin’in zulüm ve soykırımını il il dolaşarak Türk milletine birinci ağızdan anlatıyoruz. ellerimizde kaybolan yakınlarımızın fotoğrflarıyla çok basit bir soru sorduk, ‘ailemiz nerede’ , süper güç dediğiniz çin bu basit sorunun karşısında çaresiz kalmaktadır, çünkü yalancının bumu yatısına kadardır. Türkiye’yi çin’in propagandasıa teslim etmeyeceğiz. Doğu Türkistan demek Türklük demektir, Müslümanlık,İslam demektir ve her şeyden önemlisi İnsanlık demektir. Doğu Türkistan’da sadece Doğu Türkistan’lıların değil, Türklüğün , müslümanlığın ve insanlığın şerefi ,izzeti ve namusu ayaklar altın alınmaktdır, bu bir namus meselesidir. Biz buradan Türkiye devletimiz ve hükümetimiz başta olmak üzere tüm dünya liderlerine, uluslararası kurum ve sivil toplum kuruluşlarına ve bütün insanlığa sesleniyoruz:  Eğer iddia ettiğiniz gibi güçlüden, zalimden değil, adaletten, hakkaniyetten, demokrasi ve insan haklarından yana iseniz lütfen artık Doğu Türkistan'da yaşananları görün ve gereğini yapın, vicdanınıza kulak verin.  Şayet bu durumu görmez ve gereğini yapmaz iseniz yaşanmış, yaşanan ve muhtemelen yaşanacaklardan  en az zalim Çin iktidarları kadar sorumlusunuz. bugün Doğu Türkistanlıların başına gelenler yarın sizin başınıza gelebilir. Çin’in Pakistan’da, Afrika’da, Türk cumhuriyetlerinde yaptıklarına ve şimdi de İran üzerinden Müslüman coğrafyasında yapmayı planladıklarına bakın. Gelin çin’in zulüm ve soykırımına hep beraber dur diyelim. Sözümü bitirmeden kamp mağduru arkadaşlara mikrofonu vermek istiyorum. Buraya gelen herkese teşekkür eder, derin saygılarımı sunarım.
Sözlerime başlamadan önce,insanlık adına sesimize ses olmak için burada bulunan başta medya mensupları olmak üzere herkesi saygıyla selamlıyorum.

İşgalcı zalim Çin Doğu Türkistan’da 1949’dan 2016 yılına kadar türlü zulüm , baskı ve katliamlara imza attı, ama yine kana doymadı,   2014’ten beri Doğu Türkistan’ın her yerinde inşa ettiği on binlerce Toplama kampına 2016’ın sonlarından itibaren anne kucağındaki bebekten tutun 93 yaşındaki dedelerimize kadar milyonlarca Doğu Türkistanlı Müslüman Türk’ü bu devasa toplama kamplarına alarak insanlığın aklı ermediği zulüm ve işkencelere tabi tutmaktadır. ÇKP faşizmi bu uygulaması ile ana-babayı çocuklarından, çocukları ana-babasından, kardeşi kardeşten, hanımı kocasından ayırdı.

Toplama kampı içindeki mezalimliği anlatmadan önce toplama kampı dışındaki insanların yaşamını anlatalım, gündüz ve akşam ÇKP propaganda şarkıları ezberleterek müslüman ve Türk Doğu Türkistan halkının beyilerini yıkamaktadır, insanlar kamu hizmeti adı altında sokak ve tarlalarda köle işçi olarak çalıştırmaktadır. Erkekleri toplama kampına alınan ailelere aile mahremyetini hiçe sayarak ,akraba aile projesi adı altında çinli erkek memurlar yerleştirilmektedir ve üçte beraber politikası uygulanmaktadır, bunlar beraber yatmak, beraber yemek, beraber çalışmak.

Müslüman ve Türk kızlarımız zorla çinlilerle evlendirilmektedir. Kız evlenmeyi red ederse ailesi top yekün toplama kampına alınma sebebi olacaktır. Evlerde kur’ani kerimi bulundurmak ve okumak,seccade bulundurmak dahi yasaktır, günlük hayatta selamün eleyküm, cennet ve ALLAH sözlerini kullanmak dahi yasak hale gelmiştir. Dini nikah ve cenaze namazları yasak. İslami ve Türk mimari yapılar peyder pey yok edilmektedir. Kurani kerimler yakılmaktadır, 2017 den bu yana uluslararası resmi raporlara göre Doğu Türkistan’da16 bin tane camii yerle bir edilmiştir, geri kanların kimisi eğlence merkezine, içkili barlara çevirilmişse, kimisinin de kapılarına kilip vurulmuştur, ellerinizdeki broşörlerde 2015 ve 2019 daki gaşkar hitgah camii önündedi namaz kılan cemaatın kıyaslamasında bunu çok net görebilirsiniz, hatta Türk dünyasında çok önemli yeri olan Kaşgarlı Mahmudun heykeli yerle bir edilmiştir.

Şimdi gelelim toplama kamplarına

Uluslararası Af Örgütü’nün 2021 mart ayı verilerine göre 1 milyondan fazla Müslüman Türk çocuğu toplama kaplarında dininden ,ırkından, kültüründen soyutlanarak tamamen Çinli birey olarak yetiştirilmektedir. Bu çocuklar gelecekte çin’in alçak planları için canını feda edecek birer çinli asker olarak yetiştirilecektir. çin’in afganistan’da yapmak istediklerinden bunu açık bir şekilde görebilirsiniz. Örnek verecek olursak Çin’in 10 tane ajanı 2020 aralık ayında uygur çihatçı kılıfına girerek afanistanda terör eylemi gerçekleştirmeye yeltenmiştir. Çok şükür çin’in yakalanıp çine gönderildi.

Yine uluslararası bağımsız araştırma kuruluşları verilerine göre 3 milyondan fazla yetişkin Uygur türkü toplama kamplrına alınmıştır.

Toplama kampından kuturlan tanıkların ifdelerine göre,

O toplama kaplarında insanlar hergün insanın aklı ermediği işkencelere maruz kalmaktadır.  fabrikalarda köle işçi olarak çalıştırmaktadır.  kimi insanların iç organları çalınarak helal organ adıyla çin başkenti pekinde reklamı verilerek açık bir şekilde müslüman  arap ülkelerine satılmaktadır. kimisi peyder-pey hunharca katledilmektedir, aramızdaki mağfiret kızımızın baba annesi 65 yaş olmasına rağmen o toplma kamplarında katledildi. 82 yaşındaki kurani kerimi Uygur türkçesine çeviren Muhammed Salih hocamız, 35 yaşındaki gazi üverisitesini bitirerek Duğu Türkistanda öğretmenlik yapmakta olan ekrem kardeşimiz, japonyada yüksek lisansına devam ederken çin polisleri ailesine baskı yapmasından dolayı mecbur geri dönen 30 yakışdaki kız kardeşimiz Mihray erkin, aramızda biz kuvuşmayı beklerken 65 yaşındaki emekli öğretmek Hemide annemiz, aramızdakı Nurmuhmmed kardeşimizin 70 yaşındaki babası yine o toplama toplarında hünharca katledilmiştir. Anası ,eşi ve 4 çocuğundan hiç bir haber alınamamaktadır.  Bunların sayısını çoğaltabiliriz.

Toplama kamplarında İnsanlara ne olduğu bilinmeyen ilaçlar verilmekte ve iğneler yapılmaktadır. Müslüman Uygur ve Kazak kadınları  toplu kısırlaştırılmaktadır.

Toplama kamplarında tutulan Türk ve Müslüman Doğu Türkistanlı kadınlar sistematik tecavüze uğramaktadır. Daha 3 evvel uluslararası medyaya bomba gibi bir haber düştü. Yani Doğu Türkistan’da 5 sene polis görevi yapan çin’li polisin itrafına göre toplama kampına alınan insanların hiçbir suçu yok, rasgele toplanmaktadır ve hergün türlü işkenceler uygulanmkta, vücutları şişene kadar dövülmektedir, işlemdiği suçları kabul ettirmek için kadın erken demeden cinsel organlarına elektirik şoku uygulanmaktadır. Bunların içinde 14 yaşındaki çocuklar da bulunmaktadır.

Bütün bunlar yaşanırken ne yazıkki türk ve islam alemi sessiz. Soruyoruz, bu sessizliğinizin sebebi nedir? Allah’ın karşısına çıktığınızda ve gelecek nesillere verebilecek bir cevabımız var mı?

Bir yüce bir dinin mansuplarıyız , kendimize yakışana yapalım, zulme susan tilsiz şeytandır, zulme susan zulme ortaktır. Zulmü durduramıyorsan , duyur buyurmuşlar, biz duyurduk, Allah şahimiz olsun, artık susmayı mı tercih edersiniz yoksa haykırmayı mı o sizin vicdaınıza ve imanınıza kalmış.

Tüm çıplaklığıyla çin Doğu Türkistan’da bir soy kırım yapıyor. Çin’in bütün bu uygulamaları sonucunda işlediği cinayetlerin uluslararası hukuka göre Soykırım olduğu İngiltere, kanada, Hollanda, Amerika, Belçika, Litvanya, Çek Cumhuriyeti gibi 7 ülke tarafından kabul edildi. Başta ABD, Kanada, AB, Avusturalya, Japonya hükumetleri Çin’i kınamıştır ve yaptırım uygulamalarına başlamıştır.

Biz buradan Çin’i tüm bu yaptıklarından dolayı kınıyor ve lanetliyoruz, ve diyoruzki, İnsanlık Çin’e teslim olmadı ve olmayacaktır. 

Doğu Türkistanlılar asla teslim olmadı ve asla olmayacağız.

Doğu Türkistanlılar ve onlara ses veren İnsanlık Çin’in bütün bu yaptıklarının hesabını er ya da geç Çin’e soracaktır. 

Bunun için de canımızı, malımızı ve her şeyimizi ortaya koyduk , koyacağız. 

Bizi izleyen, dinleyen ey kardeşlerim, ey insanlık!

Bizler, “Ailem Nerede” diye haykıran ve bunu  dünyanın dört bir yanında #Millet Nöbeti çeviren  kamp mağdurları Çin’in İstanbul başkonsolosluğu önünde 10 aydır bekliyoruz ve direniyoruz. Dünyanın dört bir yanından basın kurluşları ve devlet televizyon kanalları gelip bizim çiğliğimizi duyurdu, ne yazıkki Türkiye’nin ulusal kanallarımızda bu çığlıklarımıza yer verilmedi. O yüzden  aramızdan bir grup oluşturup, Doğu Türkistan için Anadolu seferi düzenleyerek, Çin’in zulüm ve soykırımını il il dolaşarak Türk milletine birinci ağızdan anlatıyoruz.

ellerimizde kaybolan yakınlarımızın fotoğrflarıyla çok basit bir soru sorduk, ‘ailemiz nerede’ , süper güç dediğiniz çin bu basit sorunun karşısında çaresiz kalmaktadır, çünkü yalancının bumu yatısına kadardır. Türkiye’yi çin’in propagandasıa teslim etmeyeceğiz.

Doğu Türkistan demek Türklük demektir, Müslümanlık,İslam demektir ve her şeyden önemlisi İnsanlık demektir.

Doğu Türkistan’da sadece Doğu Türkistan’lıların değil, Türklüğün , müslümanlığın ve insanlığın şerefi ,izzeti ve namusu ayaklar altın alınmaktdır, bu bir namus meselesidir.

Biz buradan Türkiye devletimiz ve hükümetimiz başta olmak üzere tüm dünya liderlerine, uluslararası kurum ve sivil toplum kuruluşlarına ve bütün insanlığa sesleniyoruz: 

Eğer iddia ettiğiniz gibi güçlüden, zalimden değil, adaletten, hakkaniyetten, demokrasi ve insan haklarından yana iseniz lütfen artık Doğu Türkistan'da yaşananları görün ve gereğini yapın, vicdanınıza kulak verin. 

Şayet bu durumu görmez ve gereğini yapmaz iseniz yaşanmış, yaşanan ve muhtemelen yaşanacaklardan  en az zalim Çin iktidarları kadar sorumlusunuz.

bugün Doğu Türkistanlıların başına gelenler yarın sizin başınıza gelebilir. Çin’in Pakistan’da, Afrika’da, Türk cumhuriyetlerinde yaptıklarına ve şimdi de İran üzerinden Müslüman coğrafyasında yapmayı planladıklarına bakın. Gelin çin’in zulüm ve soykırımına hep beraber dur diyelim.

Sözümü bitirmeden kamp mağduru arkadaşlara mikrofonu vermek istiyorum.

Buraya gelen herkese teşekkür eder, derin saygılarımı sunarım.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelisabah.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.